NİHAT DOĞAN’DAN YELDA KIRÇUVAL’A BOMBA AÇIKLAMALAR!..
editor // 18 Şubat 2012 // 0 yorum // kategori: ÖZEL HABER, ÖZEL RÖPORTAJÖZEL RÖPORTAJ
derinmedya.com yazarı Gazeteci Yelda Kırçuval’a konuşan ünlü sanatçı Nihat Doğan medya sektörünü yerden yere vurdu..
Aşiretten tarikata, medyadan magazine pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulunan ünlü sanatçı Nihat Doğan özellikle medya ile ilgili yaptığı açıklamalar çok konuşulacak..
İşte o röportaj..
“BİR AŞİRETE MENSUBUM AMA HAYATIM BOYUNCA HEP TEK TABANCA YÜRÜDÜM”
- Bir aşirete mensup olduğun ve sanat camiasında bulunmandan dolayı seni dışladığı doğru mu?
Yok öyle bir şey… Aşiretler kalabalık olur ve herkesin birlik, beraberlik ve aynı görüşte olması da zor. Badıkan aşireti Türkiye’nin en büyük aşiretlerinden biridir ama ben oturup da herkesi tanıyorum diyemem. Dışladı diyen kim onu da bilmiyorum ama öyle bir şey yok. Aşiretin içinde fikren, zikren, siyaseten aynı yerde olmadığım insanlar vardır. Onlar bize ne kadar soğuksa ben de onlara o kadar soğuğum. Onlar asla ve asla kanaat önderleri değildir. Basında konuşan insanlar da daha sonra gidip özür de dilemiştir. Maalesef işin içine siyaset girince böyle ayrışmalar meydana gelmiştir…
- Bir aşirete mensup olmak nasıl bir duygu, mesuliyetleri var mı?
Kişinin kendisiyle alakalıdır. Kişi bunu yaşamak isterse belli bir ahlak ve edep çerçevesi içinde asimile olmadan o yaşayışla kendini şekillendirmek zorunda. Biz içinde bulunduğumuz durumda aman bizim akrabalarımız var, ailemiz var diyerek; onların da ağırlığı hissederek, onlara saygı ve sevgi çerçevesindeki borcumuzdan dolayı, onların bu ağırlığını hep omuzlarımda hissetmişimdir.
- Meslek hayatında akrabalarının desteği oldu mu?
Ben sanat hayatım boyunca hiç bir zaman hiçbir şekilde akrabalarımdan destek almadım. Asla, aslaaaa… Allah’ta şahittir. Buna basın ve sanat camiası da şahittir. Ben her zaman tek tabanca oldum tek tabanca yürüdüm. Ama canımıza kastedileceği noktasında da zaten o insanları ben tutamam. Atlar otobüse gelirler….
“EKMEĞİME VE CANIMA KASTEDİLMESİ DURUMUNDA ZATEN BEN SÖYLEMEM, ONLAR ATLAR GELİRLER. ZAMANINDA 10 OTOBÜS ATLAYIP GELMİŞLERDİ “
- Tehdit aldığını söylediğin dönemde aşiretten bir gurup insanla dolaştığın doğru mu?
Geçmişte tehdit almıştım. İbrahim Tatlıses ile aramızda bir durum vardı ve o el altından bizi tehdit ediyordu. Akıllı olsun gibisinden. Ben de ona o zaman; ” Ben yemem bu işleri, beni bakkal Ahmet manav Mehmet zannetme” demiştim. Tabi geçmiş geçmişte kaldı. Neyse, kendisinin durumu da ortada daha fazla girmeyeyim bu mevzuya. İncinmesini de istemem kapattık bu mevzuyu. Sanat camiasından bir kişi tarafından ekmeğime kastedilmişti. Canıma kastedilse yine umurumda olmaz ama siz benim ekmeğime kastederseniz işte o zaman durum başka oluyor. Akrabalarımdan mesleki açıdan hiç destek almadım ve menfaat beklemedim.
- Biri ekmeğinle oynayınca iş değişiyor o zaman…
Evet, ekmeğime ve canıma kastedilmesi durumunda zaten ben söylemem onlar atlar gelirler. O zaman 10 otobüs atlayıp gelmişlerdi. Bir ara yüz kişiyle geziyordum utana utana. Programa gidiyorum yüz kişi yanımda, Allah aşkına gidin diyordum ama yok, amca emir vermiş biz gidemeyiz diyorlardı.
- Sen aşiretin koruması altındaydın yani….
Kimse kimseye kedisini ezdirmez. Sen bir evladını, oğlunu ezdirmezsin tabi. Akrabalar birbirine sıkı sıkıya bağlıdır bizde de sağlam bir bağ vardır…
- Bu bir avantaj mı senin için?
Evet, avantajsa avantaj… Ama bak ben şimdi tek tabanca geziyorum…
” BEN BİR ŞEY ALIRKEN HİÇ MUTLU OLMADIM “
“ANNEM MUŞ’TA BİR KIZLA EVLENMEMİ ÇOK İSTEDİ “
Ailenle mi yaşıyorsun?
- Bizim aile kalabalıktır bu güzel bir şey. Mesela bizde her sene herkes birbirinden kız kaçırır. Büyükler de devreye girer. Eeee haliyle bize de yansıyor anlayacağın… (Gülümseyerek)
Annenin aşiretten istediği biri oldu mu hiç?
- Evet, annemin Muş’ta gördüğü ve istediği biri vardı ama ben istemedim…. ( Manidar bir gülümsemeyle)
Peki hiç gördün mü?
- Hayır, hiç görmedim… Benim hayallerim vardı, yapmayı arzu ettiğim şeyler vardı. Evlilik bu hayalin içinde yoktu. Arabayı geri vitese takmayalım dedim…( Gülerek)
Evlenince kariyer yapmak zor mu?
- Evlenip çoluk çocuğa karışarak kariyer yapmak çok zor. Daha doğrusu örneği azdır.
Benim bakmakla yükümlü olduğum insanlar da olduğu için çalışmak her şeyden önce geldi…
Çok kişiye mi bakıyorsun?
- Bayağı kalabalık. Söylersem ayıp etmiş olurum. Ben sadece aileme bakmıyorum. Öğrenci okutuyorum, baktığımız ve belirli aralıklarla yardımlar gönderdiğimiz aileler, yetim çocuklar var yani yükümüz ağır.
Peki o kadar insana nasıl yetişebiliyorsun?
- Allah cömerttir, Allah cömertleri sever ve biz de cömert olmaya çalışıyoruz…
Kolay mutlu olur musun?
- Ben hayatımda bir şey alırken hiç mutlu olmadım. Ben ne yaptığım program büyük reyting alırken ne de bir reklam anlaşması yaparken mutlu oldum, onlar küçük mutluluklardı benim için. Ben en çok bir yetim ve fakir çocuğu okula giderken üstü başı olmayan bir çocuğu giydirdiğimde, bir ailenin giyecek ve yiyeceğini aldığımızda o karşımızdaki insanın mutluluk gözyaşlarıyla mutlu oluyorum….
Halden anlayan birisin…
- Biz sadece geldiğimiz yeri biliyoruz. Allah’ta unutturmasın hiçbir zaman. Çünkü insanlar öylesine duyarsızlar ki! Alırken kazanmanın mutluluğunu herkes yaşıyor da vermenin mutluluğunu Allah herkese nasip etmiyor.
Neden?
- Denge… Dünyanın dengesi… Cehennem niye var zannediyorsun! Cömert olmayan insanlar Cehenneme gidecektir. Bu konuda bir hadis var;
“Kişi ne kadar mümin olursa olsun, eğer cimriyse cehenneme gidecektir. Kişi ne kadar fasih olursa olsun, cömertse cennetle müjdelenecektir.”
Allah insana her şeyi vermiş o kadar cömert davranmış ki ama herkes benim param eksilmesin derdinde.
“SATILMIŞ OLAN MEDYA KURULUŞLARI NE TÜRK, NE MÜSLÜMAN, NE DE VATANSEVERDİR” “ONLARIN TOHUMUNDA SIKINTI VARDIR“
Neden hep medya ile sorunların var? Neden sana yer verilmediğini düşünüyorsun?
- Statükocu, ülkenin menfaatini düşünmeyen, anti demokratik, kaostan nemalanan, militarist, kafatasçı insanların işine gelmiyoruz. Sorun bu!
Neden bazı medya kuruluşları ve gazetecilere satılmış diyorsun?
- Bakarsanız onlara Türk değillerdir, Müslüman değillerdir, vatansever görünüp vatanın sevilmemesi adına her türlü kalem oynatan kişilerdir. Tohumunda sıkıntı olan kişilerdir. Gerçekten bu ülke için hiçbir şey yapmayan insanlardır. Bu insanları ne sokakta, ne bir fakirin evinde görürüz. Oturdukları yerde vatanseverlik gömleğini üstüne giydirmişler ki nasıl giydirdiklerini bilmiyorum, oturdukları yerden ahkam kesiyorlar. Bu insanlar sana her daim ikinci sınıf muamele yaparlar.
İkinci sınıf muameleden kastın ne?
- İyi haberini görmeyin, negatif haberini de manşetlere taşıyın diyor o genel yayın yönetmenleri. Bu bilinçli bir şekilde yapılıyor.Yazılması gereken, manşet olması gereken haberleri görmüyor ama Nihat Doğan ile ilgili doğruluğunu bile bilmeden haber yapıyor ya da yaptırıyor. Buna izin veren de gazete ve televizyon patronları. Ama halk artık yemiyor.
Halk kendi medyasını da kendi gündemini de oluşturuyor… Artık komik oluyorlar. Halkı doğru yönlendirmiyorlar ama inandırıcı da olamıyorlar.
Halk; kendilerini şekillendirmeye çalışanların ne denli şekilsiz olduklarının farkında. Son 10 yılda en fazla zayıflamış kurum Medyadır.
Var mı bir önerin?
- Toplum mühendislerinin yerine medya mühendislerinin olup medya adına bu sıkıntılı durumun ortadan kalkması ve eski inandırıcılığına kavuşması için medyanın içindeki halka dokunmayan, iteleyen, öteleyen, ayrıştıran, milletleri ötekileştiren, kaosa mahal verici yazılar yazan ve ırkçılığı tetikleyen yazılar yazanları olduğu gibi medyadan atmalı…
Bir sürü yanlış medya olacağına az ama öz olsun.
“VATAN VE MİLLİYET GAZETELERİ EN YANLIŞ HABER YAPAN GAZETELERDİR…“
“ASKERE GİTMEYEN ADAMLARI KEMALİST DİYE YUTTURUYORLAR…“
Yanlış medya olarak gördüğün yerler hangisi?
- Vatan ve Milliyet gazeteleri en yanlış haber yapan gazetelerdir. Kendimle ilgili tek doğru bir habere rastlamadım.
Bu adamlar, askere gitmeyen adamları büyük Kemalist diye yutturuyor bu millete, bu iki gazete sürekli bunu yapıyor.
Bir ara Hürriyet gazetesi de yapıyordu ama temizledi kendini son zamanlarda en azından doğru bir çizgiye yaklaştı. Yüzünü halka döndü, eski Hürriyet ile şu an ki Hürriyet arasından dağlar kadar fark var. Eskiden Hürriyet bu iki gazetenin gemisiydi ama şimdi tebrik ediyorum. Ertuğrul Özkök bile geçmişte yaptığı hatalardan dolayı özür diledi. Bu erdemi gösterdi ve bu yanlışı dile getirdiği için başımızın tacıdır.
Bu açıklama bir etki veya baskı altında yapılmışsa eğer..
- Kimin etkisi varsa Aydın Doğan’ın mı? Hükümetin mi? Hiç önemli değil. Allah onların tuttuklarını altın etsin. Sonuçta yanlış yoldan alıp doğru yola koymuş. Mesele budur. İnsanlar özür de dileyebilirler ama Ertuğrul Özkök’ün yaptığı o erdemi maalesef yapmayıp halen inadına inadına toplumun ahlakını bozacak ve bambaşka nesiller yaratacak Mankurtlaştırma yani öz kimlikten uzaklaştırma çabası içindeler.
Medyayı bu kadar karşına neden alıyorsun? Sana olumsuz geri dönüşümü olmuyor mu?
- Zaten karşıdalar. Dünyanın en büyük yavşaklığı birilerine yamanmak adına susanlardır. Beni kimse susturamaz, ben konuşurum. Fazıl Say diye bir soytarı var, yok Kemalistmiş yok laikmiş, yok vatansevermiş…
Sonra bir bakıyoruz ki vatan düşmanı Yalçın Küçük manevi babasıymış. Kimse bu adama laf edemez ama ben ederim. Bu Yalçın Küçük’ün manevi oğlu Fazıl Say askerliğini bile bedelli yapmıştır. Bu adam vatansever oluyor halka küfrediyor, dinsiz, ateist bir adam ama biz konuşunca niye konuşuyor oluyorlar.
“BU ÜLKEDE MEDYAYA RAĞMEN TIRNAKARIYLA KAZIYA GELEN İKİ İSİM VARDIR BİRİ RECEP TAYYİP ERDOĞAN BİRİ DE NİHAT DOĞAN’DIR!”
Halk bunları yemiyor….
Halkın içinde en çok güvenirliği olan ve insanları yönlendiren biriyim. Belki Tarkan kadar param yok ama Türkiye’de dili bol olanın cebi dolu olmaz.
Türkiye’deki sanatçıların en büyük ideolojisi ideolojisizliktir.
Yok efendim sanatçıların ideolojisi olmayacakmış, yok böyle bir şey.Bakın bir gün Fazıl Say’ın vatan millet dediğini duydunuz mu? Tarkan’ın şehitlerimizle ilgili bir cümlesini duydunuz mu? Hayır duymazsınız.
Kenan Doğulu Onuncu Yıl marşını yapmış, askerden kaçmış 45 yaşına gelmiş bunları konuşmaz, yazmazlar. Asla yazmayacaklar da amaaaaa biz konuşuruz kimse kusura bakmasın. Ben manşetle gelmedim manşetle de gitmem. Ben bunların dualarıyla var olmadım, beddualarıyla da ölmem.
Bu ülkede medyaya rağmen tırnaklarıyla kazıya kazıya gelen iki isim var.
Biri Recep Tayyip Erdoğan, diğeri de sanat camiasında Nihat Doğan’dır.
Manşetlere rağmen kazıya kazıya gelmiştir bu iki isim üçüncü isim yok!
Başbakanımız da medyanın tüm olumsuzluklarına rağmen gelmiştir. Tıpkı benim gibi…
Senin tabirinle medya senin üzerinde neden bu kadar baskıcı?
- Medyanın kimlerin elinde olduğunu biliyoruz. Yalçın Küçük şerefsizlerini nasıl kendi çatısı altında topladığını meleği şeytan, şeytanı melek gösterdiklerini kimlerin varlıklarında yokluk, yokluklarında varlık aradıklarını biliyorum. O yüzden bir zihniyet savaşı var.
Sen de bunu dillendirdiğinin için mi bu tavır oluştu diye düşünüyorsun?
- Fazıl Say denilen adam dokunulmaz, Tarkan, Kenan Doğulu dokunulmaz bunlar tabu haline gelmişler. Dokunan yanıyor…
Tarkan, Şeyh mi? Mesih mi? Nedir yani? Kimdir bu adam? Biz de bu millete meleğe melek, şeytana şeytandır dediğimiz için bazı medya kuruluşlarının oyununu bozuyoruz… Biz onların işine gelmiyoruz çünkü biz onların işine çomak sokuyoruz. Cuntacı medya kaos istiyor çünkü…
” EMİN ÇÖLAŞAN SATILIK BİR KALEMDİR “
Sürekli satılık kalemler tabirini kullanıyorsun. Kimler bunlar?
- Emin Çölaşan diye bir soytarı var mesela öğrencileri kışkırtan, bankada 100 trilyon parası var. Peki sen bu parayı nereden buldun? 80′lerden bu yana öğrencileri kışkırtıp sokaklara düşüren bu adam, sürekli Rodos’a neden gider? Çölaşan efendi bunların hesabını bir versin bakalım. O yüzden bunlar satılıktır. Anadolu insanına karşıdır, Hans’a hizmet eder Hasan’a karşıdırlar. Ama uyandık artık bu isimlerin ne olduğu ortada. Bu soytarılardan yavaş yavaş kurtulacağız.
“EROL KÖSE DE DOĞRU YOLU BULMUŞTUR“
Erol Köse Twitter’da senden Abdullah Öcalan hakkında attığı tweet ile ilgili destek istedi ancak tüm ısrarlarına rağmen desteğine karşılık vermedin? Neden?
- Bu ülkede böylesi şeytan diliyle bir yere varılmayacağını gördük. Bu devlete dışarıdan atılan bir mermi bu devleti bölmez hatta milletlerin birbirine olan sevgi tohumcuklarını filizlendirir, olgunlaştırır. Ama bu devlete atılan ırkçı, kafatasçı, ayrıştırıcı, sen Türk’sün ben Kürt’üm, sen siyahsın ben beyazım, sen John’sun ben kroyum, sen çobansın gibi ötekileştiren zihniyet ülkeyi böler, parçalar…
Normalde bir mermi atar bir kişi öldürürsün amaaaaa böylesi ötekileştirici mermisiyle milyonları ayrıştırıp, milyonları öldürüp daha büyük kaoslar yaratırsın…
Mesele topraklar üzerinde bölünme değil beyinlerde bölünmedir… Sözler çok tesirlidir bu yönde fitne ve fesatlarla karşındakini kırarak küfrederek hiçbir yere varılmadığını gördük. Kimse kusura bakmasın barış sözleri küfürlerle söylenmez. Erol abi de yaptığını kötü niyetle yazmadığını söylemiştir ve sonradan silmiştir yazdıklarını…
Teşekkür ediyorum doğruyu bulmuştur. Biz sanatçıyız bizlere böyle avam ve ayrıştırıcı tavır yakışmaz. Bizler maneviyatı aşılamalıyız.
Bana mesaj attı ben de yaptığının toplumsal açıdan yanlış olduğunu yazdım…
Muhafazakar mısın?
- Muhafazakar ve demokrat bir insanım. Muhafazakârlık; ahlaklı, edepli, başkalarının mutsuzluğundan mutluluk yaşamayan, kimliğine bağlı, ecdadına bağlı veya bağlı olmaya çalışan ve bir o kadar da karşısındakinin inancına saygılı olmaktır.
“FETHULLAH HOCA İLE TANIŞMAK İSTERDİM“
Hiç bir cemaate dahil oldun mu?
- Ben hiçbir cemaate üye olmadım ama cemaatlerin yaptığı çok iyi işler olduğunu biliyorum..
Ben Fethullah Gülen Hocaefendiyi hiç görmedim ama kendisini son derece büyük bir alim olarak görüyorum. Kendisini 20.-21. YY.’ın bediüzzamanı olarak görüyorum… Dünya üzerinde Allah’ın hitabet yeteneği verdiği ender insanlardan biri olarak görüyorum. Mesela Hz. Ali’ye de vermiş Allah o özelliği, zamanın alimleri diyor ki; “Hz. Ali taşa bile konuşsa taş erirdi. Eğer Hz. Ali insansa biz neyiz, biz eğer insansak Hz. Ali ne” demişler o zamanın alimleri. Allah bilinçli bir şekilde kalpleri yumuşatmak adına bazı kullarına eşsiz bir hitabet verir. İşte Fethullah hoca da böyle biridir.
Hiç tanıştın mı kendisiyle?
- Hayır ama tanımak isterdim.
Peki hiç bir fırsat yarattın mı tanışmak için?
- Öyle bir fırsat olmadı ama Allah yolunda olanları tanımak isterim tabi. Peygamber efendimiz bile buyurmuş; “Allah dostu olanların yanında olun” diye. Kendisiyle tanışmak isterdim ama cemaatçi de değilim…
Çevrende Gülen cemaatinden ya da başka cemaatlerden insanlar var mı?
- Evet var. Çok sevdiğim abilerim arkadaşlarım var. Zaman zaman gider Allah dostu olanları ziyaret ederim. Yani ben kimseden ders almış değilim…
Amacını bilemeyen, amaçsız bir zihniyet var şirkten yana. Nefsini dünyaya satmış ehl-i şirk olan bir zihniyet var. Bu zihniyet kıyamet anına kadar devam edecek.
Üniversite eğitimini düşündün mü hiç?
- Evet ama babam öldükten sonra çalışmam gerekiyordu ve bu yüzden okuyamadım. Sınava girdim, birinci sınavı kazanmıştım ama olmadı devamı gelemedi. Ama okuyamamak benim içimde bir yaradır…
Peki şimdi neden düşünmüyorsun?
- Aslında ben kazanamam diye korkuyorum. İnsanların dilinden kurtulamam. Gizli saklı da olmaz insanlar fotoğrafımı falan çeker diye. Ama yurtdışında okumak istiyorum. Seneye Allah nasip ederse yurt dışında bir üniversiteye yazılıp okumak istiyorum…
Hangi bölümü düşünüyorsun?
- Siyasal…
“ EVLENECEĞİM KADINDA BEKARET ÖNEMLİ DEĞİL”
Evleneceğin kişide bekaret önemli mi?
- İslamda af anlamında Allah’ın kapısı öyle büyüktür ki bırakın muhafazakâr bir insanın bekaretini kaybetmiş bir insanı kabul etmemesini, Hz. Rabia vardır pek çok filme de konu olmuştur. Rabia hayatını konsomatris olarak idame eden, kucaktan kucağa oturan bir kadınmış ama Allah tarafından tövbe etmiş ve İslam onu “Hazret” ünvanıyla ünlendirmiş. Bir konsomatristen “Hazret” yaratan, o denli af kapısı geniş olan bir dinden bir anlayıştan bahsediyoruz. Bu denli anlayışı açık bir dinin ümmetinin de bir kadının bekâreti üzerinden muhafazakârlık taslaması son derece büyük bir ahmaklık ve yanlışlıktır. Bekaretli mi olur bekaretsiz mi anlayışı son derece yanlıştır. Yeri gelir bekaretsiz de olur.
Bunun aksini empoze eden din düşmanıdır. Ben sevdikten sonra her koşulda evlenirim…
Hayat felsefen nedir?
- Ben kısasa kısas hareket etmeyi seven bir insanım. Beni sevmeyeni ben de sevmem, öyle bir yalanın içine asla girmem. Bu bir ahlaksızlıktır. O kişi beni sevmiyorsa onun beni sevmediğini bile bile ona sevgi gösteremem. Benim için vefa önemlidir. Allah; “Kim birisinin bir günahını örterse, biz de onun öbür tarafta bin günahını örteriz. Kim birisinin bir günahını açarsa biz de onun yeryüzünde günahlarını öyle bir açarız ki onun önünde kimse durmaz” buyurmuş. Ben kimsenin günahını açmam bu bana yakışmaz…
“MAGAZİNCİLER KUL HAKKINA GİRİYOR VE BU DÜNYADAYKEN BİR AN ÖNCE HELÂLLİK İSTESİNLER“
O zaman magazincilerin yaptığı işi bu bağlamda nasıl yorumlarsın?
- Onlar yandılar. Vallahi, billahi, tillahi yandılar.
Hem kul hakkına giriyorlar hem de günahları açıyorlar ve öbür tarafta ben aradan çekileceğim. Siz kimin günahlarını aldıysanız, kimin kapatmış olduğu örtüleri kaldırdıysanız, kimin günahlarını açtıysanız haydi bunların hesabı ver denilecek öbür tarafta. Bence yoldan dönsünler de bu dünyada helâllik istesinler bir an önce!
Ama magazincilerin işi bu, hepsi mi yanlış yapıyor?
- Aleni herkesin bildiği kamuoyuna mal olmuş kavgaların dışında yani birisi bir haber yakalamıştır sen de ona yorum yaparsın bunlar hariç tabi…
Amaaaaa kimsenin bilmediği, duymadığı bir hadiseyi ortaya çıkarmak çok büyük yanlıştır. İnsanların yanlışları da olabilir…
” MAGAZİN PROGRAMLARININ ÇOĞUNU İÇİ BOŞ İNSANLAR YAPIYOR“
Magazin programlarına hiç çıkmamanın sebebi nedir?
- Türkiye de magazin programlarının pek çoğunu içi boş insanlar yapıyor. O tarz programlar kendini ifade edemediğin programlardır. Ben magazin programlarına gitmiyorum ve 3- 4 senedir de magazin bölümlerine röportaj vermiyorum.Haber ve haftasonu eklerine röportaj veriyorum… Görsel de dahil olmak üzere magazin basınına oturup konuşmamışımdır.
Bu keyifli sohbet için derinmedya.com okuyucuları adına çok teşekkür ediyorum.
-Ben teşekkür ederim.
Etiketler: nihat doğan > özel röportaj > yelda kırçuval









